Anasayfa
 

Bölümler

  Balık avı

  Trekking

  Dalış eğitimi

  Adrasan

  Ulaşım

  İrtibat

  Otel Konaklama

  Adrasan Otelleri

  Etkinlikler ve haberler

  Aktiviteler

  Hakkımızda

  Tekne turu

  Antik şehirler

  Balık avı hikayeleri

  Fotoğraflar

  Balık avı tur fiyatları

  Balık avı video

  İllerimizde hava durumu

  Deniz derinlik haritası

  Uydu görüntüleri

  Ana sayfa


Balık avı hikayeleri-4

 

Palamutu yedi ama Zarganada kaçamadı

Bu av fotograflarını görmek icin TIKLAYINIZ

 2 Aralık 2005 Mustafa Abi Menderes Balık Avı

 Yer: Adrasan-Ceneviz Koyu

 Sabah Mustafa Abi ile sahilde buluşup onun teknesi ile denize açıldık. Akseki civarında oltaları palamut için mavi sulara bıraktık. Palamutu Yarasa Mağarası mevkiinde aldık. Bir palamut daha umuduyla devam ederken Çoban Limanını geçmiştik. Zarganaların suda bıraktığı izleri görünce, burada zargana var deyip, zargana oltalarını hazırlayıp hemen suya attık. Az sonra iki zargana yakaladık. Bu kadar yemlik balık yeter deyip kuzu oltalarını hazırladık. Ben tek tuttuğumuz Palamutu, Mustafa Abide zarganalardan birini kuzu oltasına takmıştı. Sazak Koyu ağzına geldiğimizde benim kuzu oltasında hafif bir çekme oldu. Ben ne oldu diye dikkat kesildiğim sırada Mustafa Abi “ne oldu” dedi. “Galiba Palamuttu Domuz Balığına kaptırdık” dedim. Oltayı çektiğimde kancada sadece Palamutun başı vardı. Mustafa Abi “nasıl oldu” dedi. “Abi sadece hafifce çekti” dedim. Bu kadar hafif çekme ile balığın baştan aşağısını Domoz Balığının yemesinin mümkün olmadığını düşünüyorken için için de Palamutu kaptırmış olmama kızıyordum. Domuz Balığı ufak ısırıklarla yemini yer. Böyle bir kerede Palamutun baştan aşağısını alabilmesi pek olası değil. Hem şaşkınlık hem kızgınlık bir aradaydı. İşin ucunda bir de Mustafa Abiye madara olma durumu da var tabii. Kıza kıza Zarganalardan sonuncusun Kuzu oltasına taktım. Çeneviz Koyuna geldiğimizde ikimizde oltaları taşa taktık. Mustafa Abi oltasını hemen kurtarabildi. Ben biraz uğraştıktan sonra kurtardım. Zargana biraz zarar görmüştü. Zarganayı Kuzu oltasına takmaya hazırlanıyordum ki Mustafa Abi “geldi” dedi. Mustafa Abi  Kuzuyu çekerken ben de hemen oltayı bırakıp ortalıktakileri teknenin önüne aktarmaya başladım. Kuzu gelirken hemen ortalıkta sorun olacak her şeyi av bölgesinden uzaklaştırmak alışkanlık halini aldı. Kuzu küpeşte hizasına gelince uzanıp balığı yanağından yakalayıp tekneye aldım. Kuzu biraz ufaktı. Ama kuzuydu işte. Bir çok misafirimizin “4-5 kg olsun razıyım dediği cinsten.

Artık ikimizde rahatlamıştık. Zarganayı oltaya taktım ve yeniden mavi derinliklere bıraktım. Amacım artık hiç olmazsa benzer bir Kuzu almaktı. Çeneviz Koyunu çekip geri dönüşe geçtik. Saat iyice ilerlemiş dönüş vakti gelmişti. Ben saat 16:00 da internetcafe’yi açacaktım. Uzun zamandır balık bahanesi ile internetcafe işini aksatıyordum. Bu telaş ile “Abi artık dönelim Kuzumuzu da aldık” dedim. Mustafa Abi de “Sazak Koyunun çıkışına kadar çekelim. Sonra toplayıp basıp gidelim” dedi. Sazak Koyunun çıkışına gelmiştik ama ikimizde de toplamak gibi bir istek yoktu. İkimizde birbirimizden “hadi toplayalım” talebini bekliyordu. Tam, toplama zamanı geldi, düşüncesi  aklımdan geçiyordu ki olta çekilmeye başladı. Abi “geldi. Tam seninkinin kilosunda” dedim. Oltayı hiç boşluk vermeden çektim. Balığı sudan çıkarmaya bir iki metre kalmıştı. Mustafa Abi “bu Sinarit” dedi. Dikkat edince Sinarit olduğunu gördüm.Küpeşte hizasına gelince Mustafa Abi misineyi tuttu. Bende, şaşkınlık içinde, balığı yanaklarından tutup tekneye aldım. Mustafa Abi Sinarite şöyle bir baktı. “Karnını niye bukadar şiş bu balığın, yoksa senin palamutu yiyen bu olmasın” diye espiri yaptı.

Sinarit hayallerimin balığı. Uzun zamandır Sinarit sayıklıyorduk. Sabahleyin de rapalayla iki ufak Sinarit yakalamıştık. Onları yakalarken de 1-2 kg sinarit hayalleri kuruyorduk. Ama şimdi kocaman bir Sinarit teknemizde yatıyordu. Bu ne muhteşem bir avdı. İlk defa Kuzu oltası ile bir Sinarit yakalıyorduk. Mustafa Abi “bir Sinaritin kilosunu birde midesinde ne olduğunu merak ediyorum” dedi.

Sinarit beni o kadar mutlu etmişti ki anlatamam. Artık önümüzde bir ufuk daha açılmıştı. Kuzu oltası ile büyük sinarit yakalama şansımız da vardı. Zaten bu sezon değişik balıkların sezonu oldu. Kuzu oltasına, Kuzunun dışında, Wahoo, Baraküda, Sinarit geldi.

Akşam dönüşte balıkları Aybars Otele götürdük. Orda bir masada Mustafa Abi Kuzuyu bende Sinaritti temizlemeye koyulduk. Önce balığın pullarını temizledim. Sonra karnını yardım. Karnını yarınca dışarı bir başsız balık çıktı. Balıkları temizlerken Felix Pansiyonun sahibi Feridun Abi de vardı. “Aaa Sinaritin içinden başsız bir Palamut çıktı” dedi. Şaşkınlıkla Palamutu incelemeye koyuldum. Başı yoktu, anüs bölgesinde de bizm kanca taktığımız yer yırtıktı. Feridun Abiye göstererek “Abi bak balığın başı yok, anüsün altı, kanca taktığımız yer de yırtık. Bu bizin Domuz Balığına kaptırdığımızı düşündüğümüz balık” dedim. Sinaritin miğdesinden çıkan palamut henüz sindirilememiş renkleri bile seçilebiliyordu.

Sinaritin miğdesinden Palamutun çıkması, çok az çekilme ile koca Palamutun baştan aşağısının gitmesini açıklıyordu. Şimdi gündeme söyle bir soru çıkıyordu. Acaba, şimdiye kadar domuz balığından şüphelendiğimiz onun üzerindeki balık kaptırma olayının faili de Sinarit miydi???????

Bu soru beni hırdavatçıya götürür ve çekik tel aldırır. Hemen çelik tel ile bir Kuzu takımı yaptırır. Bakalım Keskin dişlerin sırrı neymiş…  

Menderes Yahşi

Bu avın fotoğraflarını görmek için tıklayınız

 

WEB TASARIM HİZMETLERİ